İçeriğe geç

Klonlama neden etik değil ?

Bir Kopyanın Gözlerine Bakmak: Klonlama Neden Etik Değil?

Geçen kış, Kayseri’de soğuk bir akşamüstüydü. Penceremin kenarında oturmuş, elimde yıllardır tuttuğum günlük defterime birkaç cümle yazıyordum. Dışarıda kar yavaş yavaş kaldırımları kaplarken, ben de o gün okuduğum bir haberin etkisinden kurtulmaya çalışıyordum. Haber, klonlama teknolojileriyle ilgiliydi. Bir canlının genetik olarak kopyalanabileceğinden, kaybolan türlerin yeniden hayata döndürülmesinden ve gelecekte insanların bile bu tartışmanın içinde olabileceğinden bahsediyordu.

İlk anda büyük bir heyecan hissettim. “Ne kadar inanılmaz bir şey” diye düşündüm. Bilimin geldiği noktaya şaşırmamak mümkün değildi. Bir hücrenin içindeki bilgiden yeni bir yaşamın ortaya çıkabilmesi bana mucize gibi geldi. Ama birkaç dakika sonra içimde garip bir huzursuzluk oluştu. Defterime şu cümleyi yazdığımı hatırlıyorum: “Bir şeyi yapabiliyor olmamız, onu yapmamız gerektiği anlamına gelir mi?”

O gece uzun süre uyuyamadım. Çünkü aklımda tek bir soru dönüp duruyordu: Klonlama neden etik değil?

Bir insanın yerine başka birini koyabilir miyiz?

Ertesi gün işten çıktıktan sonra her zamanki gibi eve yürürken bu konu aklımdan çıkmıyordu. İnsanların kaybettikleri sevdiklerini yeniden görmek istemesi fikri beni derinden etkiledi. Bir anne, çocuğunu kaybettiğinde onu tekrar kucağına almak istese bu duyguyu anlamamak mümkün müydü?

Ben de düşündüm. Eğer çok sevdiğim birini kaybetsem, onun genetik kopyasının karşıma çıkması beni mutlu eder miydi? İlk düşüncem “evet” oldu. O kişiye benzeyen bir yüz, aynı gözler, aynı gülümseme… Belki ilk anda kalbimde büyük bir umut doğardı.

Ama sonra kendime başka bir soru sordum: Karşımdaki gerçekten o kişi olur muydu?

Cevabım acı ama netti. Hayır.

Çünkü bir insan sadece DNA’dan ibaret değil. Çocukluk anıları, yaşadığı acılar, kurduğu hayaller, yaptığı hatalar, sevdiği insanlar ve geçirdiği yıllar bir insanı insan yapan şeylerdir. Birinin genetik kopyasını oluşturmak, onun hayatını geri getirmek anlamına gelmez.

Kopyalanan bir canlı kendi hikâyesini yaşayabilir mi?

Klonlama konusundaki en büyük etik sorunlardan biri, ortaya çıkan canlının kendi kimliğiyle kabul edilip edilmeyeceğidir. Bunu düşünürken aklıma hayali bir sahne geldi. Bir laboratuvarda dünyaya gelen küçük bir çocuk düşünelim. Herkes ona geçmişte yaşamış başka birinin devamı gibi bakıyor.

O çocuk büyüdüğünde sürekli karşılaştırmalarla karşılaşabilir. “Sen onun gibi davranmalısın.” “Sen onun yeteneklerine sahip olmalısın.” “Sen onun hayatını tamamlamalısın.”

Bunu düşünmek bile içimi sıkıyor.

Çünkü her insan kendi hikâyesini yazmak ister. Kimse başka birinin gölgesinde yaşamak istemez. Yeni doğan bir canlı, sadece başka birinin kopyası olarak görülürse onun özgürlüğü ve bireyselliği zarar görebilir.

Bence klonlama neden etik değil sorusunun en önemli cevaplarından biri burada yatıyor. Çünkü yaşamı sadece fiziksel özelliklere indirgeme riski taşıyor. Oysa bir insanın değeri, sadece görünüşünden veya genlerinden gelmez.

Bir akşam yemeğinde başlayan tartışma

Birkaç hafta sonra ailemle oturduğumuz bir akşam yemeğinde bu konuyu açtım. Herkesin fikrini merak ediyordum. Babam, bilimin ilerlemesine karşı olmadığını ama bazı sınırların korunması gerektiğini söyledi. Annem ise daha duygusal yaklaştı.

“Bir insan kaybettiği evladını geri getirebileceğini düşünse ne yapar?” diye sordu.

Bu soru masada sessizlik oluşturdu.

Çünkü gerçekten zor bir soruydu. İnsan acı çektiğinde mantığı bazen geri planda kalabilir. Sevdiği birini kaybeden bir insanın umut aramasını kim suçlayabilir?

Ama sonra annem de düşündü ve şöyle dedi: “Belki de geri getirdiğimizi sandığımız kişi, aslında başka bir hayat yaşamaya çalışan yeni biridir.”

O cümle beni çok etkiledi. Çünkü klonlama tartışmasının sadece bilimsel olmadığını fark ettim. İçinde sevgi, kayıp, umut ve insan onuru vardı.

Hayvan klonlamasında da benzer sorular var

Klonlama sadece insanlar üzerinden tartışılan bir konu değil. Hayvan klonlama çalışmaları da uzun yıllardır devam ediyor. Bazı hayvanların değerli özelliklerini korumak, nesli tükenmekte olan türleri kurtarmak veya araştırmalar yapmak amacıyla klonlama yöntemleri kullanılıyor.

Ancak burada da etik sorular ortaya çıkıyor. Klonlama süreçlerinde başarısız denemeler yaşanabiliyor. Bazı embriyolar gelişemiyor, bazı hayvanlar sağlık sorunlarıyla karşılaşabiliyor.

Bazen hayvanların sadece bir deney sonucu gibi görülmesi insanları rahatsız ediyor. Çünkü yaşamın kendisine nasıl yaklaşmamız gerektiği konusunda önemli bir soru ortaya çıkıyor: Bir canlıyı sırf bizim amaçlarımız için üretmek doğru mu?

Bu soruya herkes aynı cevabı vermiyor. Bazı insanlar bilimsel faydaların önemli olduğunu düşünüyor. Bazıları ise yaşamın değerinin sadece elde edilecek sonuçlarla ölçülmemesi gerektiğini savunuyor.

Bilimin önünde sınır olmalı mı?

Bu konuyu düşündükçe kendi içimde bir mücadele yaşadığımı fark ediyorum. Bir tarafım bilime hayranlık duyuyor. İnsanların hastalıkları yenmek, canlıları korumak ve doğayı anlamak için gösterdiği çabayı çok değerli buluyorum.

Ama diğer tarafım sürekli şu soruyu soruyor: “Gücümüz arttıkça sorumluluğumuz da artmıyor mu?”

Bilim insanlığa büyük imkânlar sunuyor. Fakat her imkân beraberinde bir seçim getiriyor. Klonlama konusunda da mesele sadece teknik olarak mümkün olup olmadığı değil. Asıl mesele, bu gücü hangi amaçlarla ve hangi sınırlar içinde kullanacağımız.

Günlüğümde kalan son cümle

O ilk haberi okuduğum geceden aylar sonra bugün hâlâ klonlama konusu hakkında düşünüyorum. Artık bu konuya sadece şaşkınlıkla veya korkuyla bakmıyorum. Daha dengeli görmeye çalışıyorum.

Klonlama bazı alanlarda insanlığa fayda sağlayabilecek bir teknoloji olabilir. Hastalık araştırmalarında, biyolojik çalışmalarda ve doğayı koruma projelerinde önemli katkılar sunabilir. Ancak özellikle insan klonlama gibi konular söz konusu olduğunda etik soruların göz ardı edilmemesi gerekiyor.

Çünkü her insan, dünyaya geldiği andan itibaren kendi hikâyesine sahiptir. Birini kaybettiğimizde onun anılarını yaşatmak çok değerlidir ama onun yerine başka bir hayat koymak aynı şey değildir.

Geçen gün eski günlüğümü açıp o gece yazdığım cümleyi tekrar okudum. Altına yeni bir cümle ekledim:

“Belki de asıl mesele yaşamı kopyalamak değil, yaşamın değerini anlamaktır.”

Klonlama neden etik değil sorusunun tek bir cevabı olmayabilir. Ancak bu tartışma bize çok önemli bir şeyi hatırlatıyor: Bilimin ilerlemesi kadar, insanlığın vicdanını ve sorumluluk duygusunu koruması da önemlidir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort ,
https://atomyazilim.com.tr https://boci.com.tr https://egri.com.tr knight online nttgame Sitemap
403 Forbidden

403

Forbidden

Access to this resource on the server is denied!