İçeriğe geç

Astana’da ne yapılır ?

Bugün “Astana’da ne yapılır” konusunu daha yakından inceleyerek merak edilen detaylara değineceğiz.

Ugurlukoltuk okurlarıyla “Astana’da ne yapılır” konusunu paylaşmak gerçekten güzeldi. Bir sonraki yazımızda görüşmek üzere!

Astana’da Ne Yapılır? İlk Bakışta “Burası Neresi Ya?” Dedirten Şehir Rehberi

İlk defa Astana adını duyduğumda kafamda oluşan sahne şuydu: sonsuz bozkır, ortada tek tük binalar, rüzgâr sesi ve bir yerlerde uçuşan poşetler… Sonra gerçek fotoğraflara baktım ve dedim ki: “Tamam İzmir, sen devam, ben bir süre buradayım.”

Ama işin komiği şu: Astana’ya gidince insan sadece bir şehre gitmiyor, biraz da “ben ne yapıyorum burada?” hissine gidiyor. Özellikle de İzmir gibi rahat bir yerden geliyorsan, ilk 24 saat küçük bir adaptasyon krizi garanti.

Şimdi dürüst olalım: “Astana’da ne yapılır?” sorusu ilk başta biraz umutsuz bir soru gibi duruyor. Ama şehir öyle bir açılıyor ki, ikinci gün kendini “burada yaşasam mı acaba?” diye düşünürken buluyorsun. Sonra üçüncü gün banka hesabına bakıyorsun ve gerçekler yüzüne tokat gibi çarpıyor ama o ayrı konu.

Şehre İlk Adım: Rüzgârla Tanışma Töreni

Astana’ya ilk indiğimde uçaktan iner inmez iç sesim şöyle dedi:

“Burada saçını sabitlemezsen, saçın seni terk eder.”

Abartmıyorum, şehir rüzgârla bir anlaşma yapmış gibi. İzmir’de rüzgâr esince “oh serinlik geldi” dersin ya, burada rüzgâr esince “ben hayat seçimlerimi sorguluyorum” diyorsun.

Havaalanından çıkıyorsun, taksiye biniyorsun, şoför sana dönüp bir şey söylüyor:

– “Welcome”

Sen:

– “Teşekkür ederim abi ama ben içten içe çözülmeye başladım zaten.”

İşte “Astana’da ne yapılır?” sorusu burada başlıyor: Önce hayatta kalma modu.

Bayterek Kulesi: Şehirle İlk Ciddi Konuşma

Şehrin en ikonik yapısı olan Bayterek Kulesi, ilk bakışta “minimalist bir ağaç mı bu?” dedirtiyor. Ama çıkınca anlıyorsun ki olay sadece mimari değil, biraz da “bak yukarıdan hayat nasıl görünüyor” deneyimi.

Ben çıktığımda yanımda bir turist grubundan biri şöyle dedi:

– “Burası çok sembolikmiş.”

Ben içimden:

– “Ben daha hayatımı sembolik yaşıyorum zaten, ekstra gerek yoktu.”

Ama yukarıdan bakınca Astana gerçekten garip bir şekilde düzenli. Sanki şehir Excel tablosunda tasarlanmış gibi. İzmir’de sokaklar “hadi karışalım biraz” derken, burada her şey “planlı programlı takılıyoruz” modunda.

Khan Shatyr: AVM mi, Uzay Üssü mü?

Şimdi gelelim en ilginç yapıya: Khan Shatyr.

Burası AVM ama dışarıdan bakınca “NASA yanlışlıkla alışveriş merkezi mi yaptı?” diye düşünüyorsun. Dev bir çadır gibi. İçine girince ise klima sistemi yüzüne vuruyor ve diyorsun ki:

“Tamam, ben burada yaşıyorum.”

İçeride plaj bile var. Evet, yanlış duymadın. Dışarıda -20 dereceyken içeride kumda yürüyorsun.

Yanımda İzmir’den bir arkadaş olsaydı kesin şunu derdi:

– “Biz Karşıyaka sahilde çay içiyoruz, bunlar AVM içinde güneşleniyor.”

Ben:

– “Bizim de klimamız var sonuçta…”

İç Ses: Hayatım Neden Bu Kadar Kontrast?

Kendi kendime düşündüğüm an:

“Ben geçen hafta boyoz yemiştim… şimdi yapay plajdayım.”

İnsan beyni bazen bu geçişleri kaldırmıyor.

Astana’da Yürümek: Kimse Yürümez Ama Herkes Var Gibi

Astana’da ilginç bir durum var: Şehir büyük ama yürüyen insan sayısı düşük.

Bir noktadan diğerine yürüyeyim dedim, Google Maps:

– “30 dakika”

Ben:

– “Olur.”

Rüzgâr:

– “Olmaz.”

Yolda yürürken yanımdan geçen bir taksi durdu, şoför camı açtı:

– “Bro, where you going?”

Ben:

– “Sadece yürüyordum.”

Şoför:

– “Why?”

Gerçekten iyi soru.

İzmir’de yürümek sosyallik, Astana’da yürümek biraz “kişisel sınav”.

Hazret Sultan Camii: Sessizlikle Flört Etmek

Şehrin en etkileyici yapılarından biri Hazret Sultan Camii. Devasa, beyaz ve inanılmaz sakin.

İçeri girdiğimde bir anda tüm şehir sesi kesildi. Sanki biri “mute” tuşuna basmış gibi.

Yanımda bir turist fısıldadı:

– “So peaceful…”

Ben içimden:

– “Benim zihnim bile bu kadar sessiz değil.”

Burada “Astana’da ne yapılır?” sorusunun cevabı biraz değişiyor: Hiçbir şey yapmadan durmak.

Ve bu, modern insan için en zor aktivitelerden biri.

EXPO Bölgesi: Gelecekten Mesaj Var Ama Şifreli

EXPO alanı, şehrin “biz geleceğe hazırız” deme şekli gibi.

Ama gezince şunu hissediyorsun:

“Evet geleceğe hazırız ama önce Google Maps’i güncellememiz lazım.”

Buradaki binalar o kadar futuristik ki bazen kendimi bir bilim kurgu filminde figüran gibi hissediyorum.

Yanımdaki iç ses:

– “Bu bina ne işe yarıyor?”

Ben:

– “Bence var olmak için var.”

Yemek Meselesi: Et Geliyor, Hazırlıklı Ol

Astana’da yemek konusu basit: et var, hamur var, çay var.

İlk gün restorana gittim. Menüye baktım, anlamadım. Garsona sordum:

– “En popüler yemek ne?”

Garson:

– “Et.”

Ben:

– “Tamam, detaylı bir felsefe istemiyorum, getirin.”

Türkiye’den bakınca biraz Doğu Anadolu mutfağı hissi veriyor ama daha sade ve ağır.

Yemek sonrası klasik sahne:

– “Doydun mu?”

– “Evet.”

5 dakika sonra:

– “Bir daha et yesek mi?”

Astana Geceleri: Sessiz ama Filmi Bol

Gece olunca şehir daha da ilginç hale geliyor. Işıklar çok düzenli, yollar geniş, insan az.

Bir noktada durup etrafa baktım:

“Burası gerçekten başkent mi yoksa şehir planlama final projesi mi?”

İzmir geceleri gibi kalabalık değil. Daha çok “sessiz güç” hissi var.

Bir arkadaşım aradı:

– “Neredesin?”

– “Astana’da dışarı bakıyorum.”

– “Ne var dışarıda?”

– “Düzen var… fazla düzen.”

Kışın Astana: Rüzgâr Sana Kişilik Kazandırır

Kışın burası ayrı bir seviye. Eksi dereceler, sert rüzgâr ve “ben neden buradayım” sorusu.

Montu giyiyorsun, 10 dakika sonra mont bile sorgulamaya başlıyor.

İç ses:

– “Biz neden bu kadar kat katız?”

Ben:

– “Çünkü Astana.”

Ama garip şekilde şehir kışın bile yaşanabilir bir düzen sunuyor. İnsanlar alışmış, hayat akıyor.

İnsanlar: Sessiz Ama Yardımcı Bir Akış

Astana insanı biraz mesafeli gibi görünebilir ama konuşunca çözülüyor.

Bir markette ürün ararken görevliye sordum:

– “Where is this?”

Bana yarım saat tarif etti. Abartmıyorum.

Türkiye’de olsa:

– “Şurada abi.”

biterdi.

Burada biraz daha “rehberlik hizmeti” var.

Astana’da Ne Yapılır? Aslında Soru Yanlış Olabilir

Başta sorduğum soruya geri döneyim: “Astana’da ne yapılır?”

Cevap aslında tek bir liste değil.

Bazen:

Dev bir kuleye çıkarsın

Bazen AVM içinde plaj görürsün

Bazen rüzgârla tartışırsın

Bazen sadece yürüyüp neden yürüdüğünü sorgularsın

Ve garip olan şu: hiçbir şey yapmasan bile şehir sana bir şey yaşatıyor.

Son Bir Sahne: Dönüşten Önceki Sessiz An

Dönmeden önce bir bankta oturdum. Etraf sessiz, şehir geniş, gökyüzü çok açık.

İç ses:

– “Burada yaşanır mı?”

Ben:

– “Belki.”

İç ses:

– “Ama İzmir?”

Ben:

– “O zaten başka bir kategori.”

Ve tam o anda anlıyorsun: bazı şehirler yaşamak içindir, bazıları ise biraz “deneyimlemek” içindir. Astana tam olarak ikinci kategoriye giriyor.

Önerdiğimiz İçerik: Arapça kaç bin kelime ?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort ,
https://atomyazilim.com.tr https://boci.com.tr https://egri.com.tr Sitemap
ilbet canlı maç izleelexbetgiris.orghiltonbet yeni girişvdcasinobetexper güvenilir mi